Hikayemiz
Suyun Üzerinde
Doğan Bir Marka
Lavinia, Türk ebru sanatının kadim geleneğini modern bir estetikle buluşturmak amacıyla kuruldu. Her eserimiz; su, boya ve sanatçının elinin bir araya gelmesiyle, tekrarlanamaz bir anın ürünü olarak doğuyor.
Biz yalnızca ürün satmıyoruz. Bir anı, bir süreci, bir sanatı paylaşıyoruz. Ve bunu kadın sanatçıların güçlü elleri ve yaratıcı ruhlarıyla yapıyoruz.
Neden "Lavinia"?
Lavinia, kimine göre hayallerdeki muhteşem sevgili, karşılıksız aşkın tarifi; kimine göre ölüm çiçeği, kimine göre özgürlük...
Türk edebiyatında daha ziyade Özdemir Asaf`la öne çıkmakla birlikte yerli yabancı birçok şiire, romana ve şarkıya konu olmuştur. Özdemir Asaf, "gitme demeyeceğim, ama gitme Lavinia" diye seslenir onun ardından. Hilmi Yavuz, "sana yas değil elbet, yaz yaraşır" der solgun Lavinia`sına..
Lavinia, Shakespeare`in Titus Andronicus adlı trajedisinde ise başkomutanın güzeller güzeli kızı olarak sahneye çıkar, başına gelen onca talihsizliğin ardından babası tarafından hayatına son verilir.
Ama kendini toprağa gömenlere inat, gömüldüğü yerden göz alıcı bir güzellikle yeniden doğar Lavinia.. Tıpkı Srebrenitsa`da aynı kaderi paylaşanları hatırlatan mavi kelebeklerin konduğu Lavinia çiçekleri gibi...
Lavinia, Ursula K. Le Guin`in aynı adı taşıyan romanında ise mitolojideki Aeneid Destanı`na atıfla, erkek egemen, kadınların seçim hakkı ve söz sahibi olmadığı bir toplumda hâkim görüşe başkaldıran güçlü bir karakter olarak görünür. Latium Kralı olan babasının ve Kraliçe annesinin buyruklarına boyun eğmez, kendi arzusunun ve hayallerinin peşinden gider ve Roma İmparatorluğu`nun kuruluşunda rol oynar.
Lavinia, genellikle ölümü, ayrılığı, hüzünü çağrıştırsa da değişen ve dönüşen hayatların sembolüdür aslında. Bu nedenle Lavinia`da solmayan, ölmeyen, kaybolmayan güzellikleri, yeniden dirilişi koklamak gerek..